22 Haz 2017

Haziran Ayında Neler Denedik?

Herkese Mer-ha-baaaaa 👋
Bu da tıpkı "Büyükada Turu-1" yazımızdaki gibi bir ilk yazısı olacak. Bu bölümümüzde de ay boyunca denediğimiz tarifler, ürünler, yiyecekler, izlediğimiz filmler diziler ve aklınıza neler geliyorsa daha bir sürü şey paylaşılacak. Kısacası her telden çalacağız. :)


↠ 13 Reasons Why (Kübra)


İlk denememiz bir dizi ile başlasın o hâlde. Thirteen Reasons Why bu sıralar, hatta daha öncelerinde de çok gözde olan bir dizi. Ne kadar teenage bir dizi olarak gözükse de, çok fazla tanıdık olmayan cast'ının başarılı oyuncularıyla da gayette kaliteli ve tüm o teenage algısını yıkıyor. Şimdi bendeniz Kübra yerliden çok yabancı dizi izleyen biriyim. Açıkça söylemem gerekirse de yabancı dizilerin kurguları ve olayları daha çok çekiyor beni kendine. Şimdi bu diziden bahsetmem gerekirse...



Hani bazı dizilerde şu vardır; ilk bölümler ya sarmaz ilerledikçe tat almaya başlanılır, ya da ilk bölümlerde ilerisi de tam bir zaman kaybıdır. Emin olun bu dizi ikiside değil. İlk bölümden sarıp, ilerledikçe "vaay" dedirtenlerden. İnanın netim kısıtlı olmasa, oturur bir günde bitirirdim.

Dizi şu an ilk sezonu 13 bölüm ile tamamlamış bulunuyor. Bense henüz 5.bölümdeyim. (her şey net yüzünden, bak yine sinirlendim) Konusuna gelecek olursam; dizi lisede bir kızın intiharını ana tema olarak belirlemiş. Kulağa kötü geliyor biliyorum. Ama sanıldığı gibi değil.

Hannah Baker, intihar ediyor ve ardında 13 kaset bırakıyor. Bu kasetler, kişilerden kişiye (daha doğrusu onu bu sona ulaştırmasına etken olan kişilere) ulaşıyor. Aslında böyle güzel, neşeli bir kız nasıl bu raddeye gelmiş düşüncesi bazı ana karakterlerin gizemliliği ile dikkat çekiyor. Her bölüm kim onda neler hissettirmiş onu izliyoruz. Kulağınıza kötü gelen bu dizinin, bence iyi yanı çok. "Saçmalama, neymiş?" diyeceksiniz.
Şöyle; düşünün aslında hepimiz iradeliyiz ve Allah korkusu var içimizde. Ne kadar kötü günleride atlatsak, hep bir şükrümüz ve dayanma gücümüz var inancımızla birlikte. Bunlar dışında, hangimiz birinin bir cümlesinden incinmiyoruz, üzülmüyoruz, kırılmıyoruz? Çok zor durumlarda bırakıldığımızda nasıl savunmasızmışız gibi hissetmiyoruz? Her yeni güne umutla nasıl başlamıyoruz? İşte bunlardan bizde geçiyoruz. Dizi de aslında tam bu noktalara parmak basıyor. Yani kısacası Mevlana'nın sözü gibi; "Ya kırdığın gönlü Allah seviyorsa? Bilemezsin... Bilseydin, ödün kopardı; dokunamazdın..." demek istiyor bize. Ağzımızdan her çıkana, hatta bazen bizi üzenlere karşı oluşan öfkemize bile gerek yok... Geride yıkım bırakmamak gerek.

Ne çok anlattım yine. :) Özetleyeyim artık, gerçekten izleyin. Gizemi sizi de çekecektir. Şunu da belirteyim; bu dizide bir kitaptan çevrilme. Kitabını okuyanların diziyi basit bulduklarını okumuştum bir yerde. Ama olsun, her şey kitaplarda daha güzel değil mi zaten? Çarpıtılmadan, olduğu gibi ve bizim hayal gücümüzdeki karakterler ile... Ama yine de bu dizide bence hakkını veriyor, kalite konusunda.
İzleyecek olanlara veya bana eşlik edenlere şimdiden keyifli izlemeler derim.

↠ Buuzz Gibi Limonata Tarifi (Nisa)


Vee şimdi biraz serinleyelim ne dersiniz? Evet dediğinizi duyar gibiyim.😉O zaman başlayalım. Alın elinize kağıt kalemi, enfes bir limonata tarifi vereceğim. 

Malzemeler: 1 tane portakal🍊, 1 tane limon🍋, 3 litre su, 1 buçuk su bardağı şeker ( ama ben 1 su bardağı şeker koydum fazla şekerli sevmediğimden, siz isteğinize göre ayarlayabilirsiniz.

Yapılışı: Portakal ve limonu iyice yıkayın çünkü kabuklarıyla yapacağız, bütün vitaminleri kullanalım. :) Yıkadıktan sonra buzdolabının dondurucu kısmına atın. Orda bir 3 saat kalsın. Limonata yapmaya başlamadan bir 5-10 dakika önce çıkarın. Tamamen yumuşamaması lazım aman dikkat edin. Sonra onları orta bir şekilde parçalara ayırın, dikkat edin elinizi kesmeyin sert biraz. Sonra rondo yardımıyla bunları parçalayacağız. Nasıl mı?



1 bardak şekerin yarısını rondoya koyun, yanına da portakal limon parçalarının yarısını koyun ve kesme işlemini yapın. 
Derin bir kaba 3 litre suyu koyun. Parçalanmış karışımı suya dökün. Kalanları da bu şekilde rondodan geçirin.. Suya dökün ve karıştırmaya başlayın.
Çekirdekleri varsa ne olacak diyeceksiniz, onları da ayırmaya çalışmayın sonra ayrılacaklar merak etmeyin. Hazır olan karışımı bir süzgeç yardımıyla süzerek parçalardan ayırın. İşte bu kadar limonata hazır, buzdolabına koyabilirsiniz. Afiyetler olsun. 



Kendi yaptığın gibisi yok değil mi? En güvenilir yapım. :)

↠ Buono Bitter Dolgulu Çikolata (Kübra ve Nisa)


Bizim ortak tercihimize gelecek olursakkk... :) Bim'de bulunan ENFES bir çikolatayı sunarız size. Tesadüfen bu nasılmış diye denediğimiz ve tadına sadece ikimiz de değil, ailelerimizden tutun, tüm önerdiklerimize kadar beğenen uzun bir zincirleme beğeni grubu var. Normalde bitter çikolata sağlıklıdır evet ama, ağır ve acımsı bir tadı vardır. İşte Buono'da bu algılar yıkılıyor. Kapkalın bir çikolata, arasında nefis bir dolgusu var. Kesinlikle acı bir tadı da yok. 


Denedikten sonraki yorumlarınızı da bekliyoruz. Bizim en favori çikolatamız olur kendileri. Umarız ki sizde biz kadar seversiniz. Dikkat etmeden aldığımız için yaklaşık 2-3 TL. civarı bir fiyatı vardı diye hatırlıyoruz. Şimdi yanlış olmasın da.🙊

Böylelikle ilk denediklerimizin yazısını da tamamladık. Peki ya siz, hangisini ya da hangilerini denediniz ve neler düşünüyorsunuz. Önerileriniz ve yorumlarınız bizim için çok değerli. Sonraki ay denediklerimizle görüşmek üzere, musmutlu günler dileriz 💞🎈


Devamını Oku »

19 Haz 2017

Yağmur Sonrası

Ne zaman fırtınalar kopmuyor ki içimizde de dışımızda da?
Hayat; öyle bir kelime ki ufacık tefecik içi dolu turşucuk gibi bir şey. Kısacık bir an ama içine dolu dolu anıların sığdırıldığı. Ne kadar hüzünlü başlıyoruz değil mi hayata, daha ilk gözümüzü açma eğilimimizde... Bir bebekken bile, ağlayarak. Tabii ki ilkten nasıl başlarsa öyle gitmiyor, bol bol da güldüğümüz anlara sahip oluyoruz. Ama şu da ayrı bir gerçek ki; kimsenin hayatı gül bahçesi değil. Kimse mükemmel ve dört dörtlük bir yaşamdan geçmiyor. Sosyal medyada gezip tozan eğlenenlerde, çok zengin bir yaşam standardına sahip olanlarda görünenin arkasında bir yaşamlara sahipler. Her zaman çiçeklerle dolu güneşli günler geçiremiyoruz, keşke olsa!

Gerçi iyi hoş, güneşli günlerden bahsediyoruz ama. "Güneş yerini azıcıkta olsa yağmura bıraksa" dediğimiz de olmuyor değil. Arada yağmurlar, rüzgarlar da şart. Biraz güneşin kıymetini anlayalım diye, biraz da her anı yaşayabilelim diye.



"Bazen bitmek bilmeyen dertler, yağmur olur üstüne yağar."


Yağabilir, hiç bitmiyor sanabiliriz, her şey bizim başımıza geliyor tüm sorunlar bizi buluyor yanılgısına düşebiliriz. Bazen o kadar bunalır, o kadar sıkılırız ki "yeter" diyesimiz gelir. İnsanız, duygulara sahibiz, diğer canlılardan ayrılan bir özelliğimiz var. Bu özelliğimizle isyanlardan isyana atlayabildiğimiz gibi, detayları görüp olumlama yapabilmeyi de pekala başarabiliriz. Harika bir hayata sahip olunsa bile, bir dert meydana çıkabilir. Neden kaçalım ki? Neden yok sayalım dertleri? Hepsi bizim için, hepsi bize ait ve geleceğimizin yapı taşları.

"Ama unutma ki; rengarenk gökkuşağı yağmurdan sonra çıkar."


Neden unutuyoruz çoğu zaman, sınavlarımızı geçmemiz gerektiğini. Evet, sınav. Her biri, hayatımız için, biz daha çok ayakta durabilelim diye önümüze sunulmuş sınavlar. Bağırıp çağırdığımız, öfkelendiğimiz, gözyaşı döküp kendimizi hırpaladığımız sınavlar. Bırakın, boş verin yağsın yağmurlar. Dertler gelsin üzerimize, sağanak olup gelsinler ne çıkar!
Bir gökkuşağımız var bizim. Ha yağmur sonrası, ha içimizde her an. Elbet o gökkuşağı çıkar. Mutlaka renkler bulutların arasından bize göz kırpar.

İnancımızı yitirirsek, pes edersek, hemen arkamıza bakmadan kaçar gidersek zaten hepsi daha çok büyür ve çığ gibi üstümüze gelir. Ama her derdin bir dermanı, her sorunun bir çözümü var bu hayatta. Çaresizlik yok, imkansızlık yok. Her şeyin sırrı biraz farkındalıkta, biraz içimizdeki o gülümseyen sıcacık kalpli çocukta.

Bizden çok daha büyük dertlere sahip olanlar var. Şükredilecek, oturup sakince çaresi bulunacak üstesinden gelinecek çok şey var.
Her biri bittiğinde ve fırtına dindiğinde karşımıza çıkan hava bizi büyüleyecek emin olun.
Hem belki de yağmurlarda ıslanmamız gereken bir konu vardır. :)


Devamını Oku »

17 Haz 2017

bironeridebizden.com

Bir önerimiz var!


Blog dünyası o kadar güzel ve farklı ki, ilk blog yazınızı paylaşırken neler olacağını kestiremiyorsunuz. Her kelimenizde aklınızda "acaba oluyor mu?" sorusu dolanıyor. Beğenilmekten ziyade, birilerine ulaşılabilirlik düşüncesi oluşuyor. Şimdi bizlere sorsanız RuhunaRenkKat'ı ilk açtığımız zamanlarda bugünleri hayal eder miydiniz diye... Hayal ederdik, ama hayalde kalır da sanırdık. Sizlerle tanışmak, sizler tarafından fark edilebilmek, sizlerle iletişim halinde olabilmek, sizlerin bazen duygularına tercüman olup bazen eşlik edebilmek mükemmel duygular. Yavaş ama emin adımlarla ilerleyebiliyoruz, işte bunlar tüm emeklere değer. Hâlâ daha gerçekleşecek bir sürü hedefimiz var üstelik, blogger dünyasında durgunluk olmamalı zaten. Değil mi ama? :)

Bu aralar iş tempomuz hareketli ilerliyor, çok istediğimiz bir içerik ajansına kabul edildik ve ardından  da Erkan Tepebaş'ın attığı güzel bir maille daha da keyiflendik. Kendisi bironeridebizden.com adlı platformdaki blogger kadrosunda yer almamızı ve desteklerimizi istedi. Açıkçası bu oluşumda yer almak, ilerleyişine bizzat başlangıcından itibaren şahit olmak eşsiz bir duygu bizim için. Üstelik böylesine fark ediliyor olmak ise apayrı gurur ve mutluluk kaynağı oldu.



Günümüz dünyasında aklımıza takılanları internet aracılığı ile hızlıca aramak istiyoruz. Birden fazla seçeneğimiz elimizde bulunsun, tek bir şeye takılı kalmayalım diye düşünüyoruz. "Öneri Paylaşım Noktanız" sloganıyla yola çıkan site üzerinde ise, tam da ihtiyacımız olan akla gelebilen her konudaki öneriler paylaşılıyor. "Hey, benimde önerim var" diyorsanız, öneri gereken bir kişi varsa çevrenizde; www.bironeridebizden.com 'a bekleniyorsunuz. :)

Biz aynı zamanda oradayız, sizi de bekleriz. Gelin blogcular olarak daha çok bir olalım ve büyüyelim. Hayalleriniz hayalde kalmasın. 
Böyle güzel bir fırsatı bize sunduğu için Erkan Bey'e de teşekkürlerimizi burada da iletiyoruz. 



Devamını Oku »

12 Haz 2017

Haziran Ayı Blogger Keşif Etkinliği

Yine biizzz :)
Herkese selamlar, sevgiler kocaman kocaman...



Geçen ay 1.senemiz amacıyla başlattığımız keşif etkinliği sizler sayesinde o kadar güzel oldu ki... Ne kadar teşekkür etsek az. Bu etkinlikler bizi tanıştırıyor, birbirimizi fark ettiriyor, daha çok iletişim içerisinde olmamızı sağlıyor. Ay başında duyurusunu yaptığımız üzere, yeni etkinliğe an itibariyle başlamış bulunuyoruz. Tabii biraz daha farklı olacak aslında bu etkinlik. Şöyle ki; bu kez facebook sayfasına sahip olan blogger arkadaşları da aramıza davet ediyor olacağız. İsterseniz basit şartlarımızla etkinliği sizlere açalım. :)

❤ Blogumuzu takip etmek.

Facebook.com/Ruhunarenkkat sayfamızı takip ediyor olmak. (Facebook kullanıcıları için)

❤ Bu yayının altına her zamanki gibi blog adreslerinizin linklerini bırakmak, kısaca içeriğinizi de tanıtabilirsiniz.

❤ Facebook sayfasına sahip olan arkadaşlar da facebook sayfa linklerini bırakabilirler.

Böylece hem blog hem facebook sayfaları için takip ve beğeni sağlamış oluruz. (Biz de her alana el atacağız galiba bu gidişle😁) Biz bloggerlar için destek her zaman önemli malumunuz. Bazı durumlarda gerektiğinde facebook sayfa istatistikleri de dikkate alınabiliyor, bu yüzden tam destek.😊

Etkinliğimizi başlattıktan sonra, gelelim "Mayıs Ayı Blog Keşif Etkinliği" nin tatlış misafirlerine :)

➤ halil-ben-halil.blogspot.com.tr
gizemsthoughts.blogspot.com.tr
www.cafetigris.com
birtutamkarinca.blogspot.com.tr
www.mutlueller.com
markininkalemi.blogspot.com.tr
pendekit.blogspot.com.tr
kelebeketkisi39.blogspot.com.tr
www.yelizinkesifleri.com
jetonya.blogspot.com.tr
simlinaneninguncesi.blogspot.com.tr
neokudumneizledim.blogspot.com.tr
bahceperim.blogspot.com.tr
yesimlehertelden.blogspot.com.tr
blogdakicin.blogspot.com.tr
crazyinmoviess.blogspot.com.tr
fatofotofan.blogspot.com.tr
worldandmyblog.blogspot.com.tr
gorevliyazar.blogspot.com.tr
kitapokurum.blogspot.com.tr
benmeczup.blogspot.com.tr
mutluvesagliklihayat.blogspot.com.tr
kizkardeslerarasinda.com.tr
annesema.blogspot.com.tr
www.benimfijim.net -- fiji.com.tr
eylülannesi.blogspot.com.tr
sapsikanne.blogspot.com.tr
hayalleradasii.blogspot.com.tr
burasihayalkahvesi.blogspot.com.tr
sessizkaldim.blogspot.com.tr
gulcanbaranturan.blogspot.com.tr
soslubadem.blogspot.com.tr
freemys.blogspot.com.tr
nesinblogu.blogspot.com.tr
ezgissimo.blogspot.com.tr
teknoburger.blogspot.com.tr
daginikanne.blogspot.com.tr
kitabiminbirsayfasi.blogspot.com.tr
aradasacmalamaklazim.blogspot.com.tr
tembelprenses.blogspot.com.tr
nurunaklindakiler.blogspot.com.tr
mcdrgnblggr.blogspot.com.tr
bizkimizkadiniz.blogspot.com.tr
eceevren20.blogspot.com.tr

Vee listemizinde sonuna geldik, bakalım bu ay sonuna kadar kimler bize katılıp Temmuz'da yeni etkinliğimizde yer alacak merakla bekliyoruz. :)
Haydi- sizde çıkın çıkın gelin daha da büyüyelim ❤

Devamını Oku »

8 Haz 2017

Büyükada Turu-1

Mer-ha-ba-laaarrr 🙌
Biz bu ay Büyükada'ya gittiiiik :) Evet sonunda buluştuk, kavuştuk ve bir ada turu yapmadan dönmeyelim dedik. Ama turumuzu anlatmadan önce, buluşma faslımızı ve yol maceralarımızı aktaralım.
Şimdi normalde bizim buluşma planımız vardı fakat bir türlü denk getiremedik, yorgunluklar yoğunluklar yüzünden ertelendikçe ertelendi. Nasıl oldu anlamadan da bir baktık ki biz buluşuyoruz biletler hazırlanmış. :)
Sabahın kör saatlerinden beridir yollarda olan Kübra ve Nisa düşünün lütfen. :) Neyse saat 10.20'de Kadıköy'deki Adalar vapuruna binip yetişme amacındayız. Nisa'nın yolda tramvay trafiğe takılır, üstüne arızalanır derken, benimde otobüs trafiğe takılır... Ama Nisa 10'da Kadıköy'de ben hala yollarda... Saat 10.17 falan oldu bendeniz Kübra kesin yetişemeyeceğim gözüyle bakıyorum tabii, sonra neyse ki Kadıköy Çarşı durağı derken bir deli cesareti geldi indim ve direk maraton koşucuları misali koşmaya başladım ve yetiştim de üstelik vapura son binenler olarak, daha birbirimize sarılamadan düşünün yani... :) Artık resmen Ada yolcusuyduk. Ne bu ada aşkı diyeceksiniz. Biz uzuun zamandır adaya gitmemişler olarak ve sürekli okul döneminde de birbirimize gidelim diye söylendiğimiz için, ilk kez gerçekleştirmenin haklı mutluluğu vardı tabii ki üzerimizde. :)
Ada'ya iner inmez bir gezi blogger'ı edası vardı üzerimizde. Önceliğimiz Büyükada Şekercisi'ne gitmekti. Ve gittik de... O zaman başlasın turumuz... :)


Büyükada'ya gidince yapmanız gerekenler listesi yapacak olsak; ilk sıraya şekerciye uğrayın kuralını koyabiliriz.

💗Büyükada Şekercisi Candy Island


Burası öyle güzel ve sıcak bir mekan ki, daha sokak başında şeker ağacını gördüğünüz an gözlerinizden kalpler uçuşuyor.



Nasıl ulaşırsınız?

Büyükada vapur iskelesine indiğiniz anda sol tarafa doğru yürümeye başlıyorsunuz, balıkçı restoranları sıralanmış halde sizi tek tek karşılıyor olacak. Ardından Köşem Restaurant sokağından sağa döndüğünüzde karşınızda ta-ta-ta-taaam🎉
Güzeller güzeli şeker ağacı ve atmosferiyle sizi karşılayan şirin cafe.🍭

Sahibi Yonca Hanım'ın güzel karşılamasıyla dükkandan adımımızı atar atmaz şeker kokusu sarıyor içimize kadar. (Bu arada kendisiyle röportajımızda yakında burada olacak) Burada el yapımı şekerlerden tutun, özel çikolatalar, yurtdışından gelen el emeği ile yapılan oyuncaklar, bonibonlar, lolipoplar ve dahası bulunuyor.


Menüye baktığımızda da soluklanmak için içecekler de, tatlı krizleri veya karın doyurmalıkta oldukça çok çeşitli. Biz tabii o sıcakta yorgunluk atmak için soğuk içeceklere yönelttik bakışlarımızı ve bir çilekli bir de orman meyveli frozen içtik. İkisinin de tadı tek kelime EN-FES ti.👌




Fiyatları soracak olursanız; aklınıza ilk gelen şudur eminiz ki "ada olduğu için fiyatlar da pahalıdır.". Emin olun öyle değil. Oldukça uygun ve biz gibi hâlâ öğrenci modda olanların bütçesini yormuyor. Frozen; 11 TL'ydi mesela. Karışık şekerleme kutularımızla beklediğimizden uygun bir şekilde dükkandan çıktık.
Ufak bir hatırlatma da yapalım hali hazır; Yonca Hanım'ın dediğine göre Ramazan ayı içerisinde olduğumuzdan dolayı müşteri yoğunluğu yok, ama sonrasında ve haftasonunda özellikle tıklım tıklım oluyormuş. Size tavsiyemiz kimsecikler yokken huzurun tadına orada varın. :)

...

Şekerci'den çıktıktan sonra, önce adada yürüyüş yapalım dedik biz, faytona binmek istemediğimizden (atlar orada emin olun çok hırpalanıyor) hemde bisiklet sonra kiralarız sokakları adımlayalım önce diye düşündüğümüzden başladık yürümeye. Bu arada isterseniz bisikleti şekercinin hemen karşısındaki dükkanlardan da kiralayabilirsiniz. Fakat çıktıktan sonra şekerciye geldiğiniz yoldan giderseniz daha rahat Ada turu yapabilirsiniz.




💗 Ada Sokakları


Bu sokaklar sanki İstanbul'da değilmişsiniz de farklı bir şehirdeymişsiniz gibi hissettiriyor. Her yerde cumbalı evler, köşk villa tipi güzel bahçeli evler, ahşap binalar insana "şöyle evim olsa ya" hissi verdiriyor. Güller ve çiçeklerle bezeli sokaklar, upuzun yol boyunca ağaçların manzarası insanın içini açmaya yetiyor fazlasıyla. Yalnız kalabalıktan dolayı bazen yürümek bile zorlaşıyor. O yüzden siz siz olun hafta arası gidin. :)







Biz bu sokakları turladıktan sonra ne yazık ki daha Dilburnu Tabiat Parkı'na gitmeden, bisiklet sürmeden vapur saatimiz için hazırlanmaya başladık. Ada'nın 2.turu da bu kısımlar için ayrılacak. Hemen olmaz ama, ona baya var diyelim biz. :)

...

Ve vapura binmeden önce, tesadüfen aramızda konuşmuştuk "bir dondurma mı yesek iyi gider şimdi" diye... Tam iskeleye inmek üzereyken de karşımıza Mio Amore çıkıyor. Aslında buranın dondurmasının yenilmeden dönülmemesi gerektiğini epeyce önce instagramdan görmüştük, fakat aklımızdan çıktığı için oradayken "aaa hangisiydi acaba" moduna girdik. Ve tercihimiz görüldüğü üzere. :)

💗 Mio Amore Büyükada Dondurma


Bendeniz Kübra çikolata aşkından bir türlü vazgeçemediğim için çikolataya takılıp takılıp durdum (bir sonrakinde aklım onda), Nisa ise limon ve kavun dedi. Sonra limon seven biride olarak çikolatadan vazgeçtim ve kankitoşumla büyük uyum sağladık. (Her zamanki gibi😎) Epeyce kuyruk olmasına rağmen, oldukça güzel ağırlandık ve blogger olma keyfiyle eğlenceli diyaloglar ve videolar yaşadık. (Fotoğraf çektiğimizi sanarken video çekmemiz gibi) 
Burada minimum 30 çeşit dondurma var, abartmıyoruz. Hepside öyle çok çekiyor ki sizi kendisine, hepsinden bir top diyesiniz geliyor yani. Top demişken topu 2.50 TL. Ama öyle ufak falan değil, baya doyurucu tadı damağınızda kalacak şekilde. Bir de biz fotoğrafla çok uğraşırken "dünyanın en hızlı eriyen dondurması" ismini koyduk kendilerine. :)



Nasıl Ulaşırsınız?

İskeleden iner inmez olduğu gibi Saat Kulesi'nin olduğu sokağa geçmeniz yeterli, hemen sağınıza baktığınızda göreceksiniz. Ada'ya gittiğinizde olmazsa olmaz, dondurma yemeden sakın ola dönmeyin. 


...

Bir sonraki turumuzda ne maceralar yaşarız bilmiyoruz ama, birlikteyken her zaman bir maceranın karşımıza çıktığı ve eğlendiğimiz kesin. Unutmadan söyleyelim; Kadıköy'den Büyükada'ya varmak 1 saat 20 dakika sürüyor. Ama o vapurun yoğunluğuna Cumartesi denk gelmeyin. Valla yerlerde oturduk o derece, varın gerisini siz düşünün.🙈

İlk gezmeli yazımızla size selam verelim istedik, denk gelebildikçe gezebildikçe sizinle gezi yazılarıyla daha çok buluşmayı planlıyoruz. Ada'ya giderseniz, iki çılgın kız kardeşin maceralarını da hatırlayıp gülümseyin olur mu? Bir de önerilerimizi atlamayın. :) Seviyoruz sizi, yeniden görüşmek üzere hoş kalın hoşça kalııın.👋👋💕💫🚢

Not: Fotoğraflar revize edilebilir, yenileri eklenebilir. Hepsi bize aittir.


Devamını Oku »

2 Haz 2017

Hayatını Renklendir Yazı Dizisi-8 ve Son: Beyaz

Bir yazı dizisinin daha sonuna geliyor ve tabii ki atlamayacağımız en ferah rengi sizlerle kavuşturuyoruz. Beyaz'ı.
Beyaz rengimiz hakkında konuşmadan önce, önümüzdeki üç ayı yazı dizisiz ama bir o kadar da fazla mottolu geçireceğimizi söylemek isteriz. Yani anlayacağınız, bu kez de sizlere hayatınıza tat katma amaçlı konuk olacağız. 😍
O zaman bu haberimizden sonra gelelim son ve en favori rengimize...


Beyaz, kendi başına da bir araya geldiği renklerle de oldukça güçlü bir renk. Kimsenin beyaz renk gördü mü içinin daraldığını görmedik açıkçası. Bu rengi tercih eden insanlarda kendisi gibi bir o kadar dışa dönük oluyorlar. Her ne kadar yazın güneş ışıklarını dışa yansıtsa da:)
Ferahlık, sakinlik, içsel huzur, sükunet, sanki küçük küçük birleşip koskocaman bir mutluluk topu bu renk. Yok yok, hiç bir olumsuzluğu yok korkmayın :) Zaten odalarda, mutfaklarda, kıyafetlerde, hatta meşhur instagram fooğraflarının arkaplanlarında epeyce kullanıyoruz kendilerini. Hepimiz de anlamını çok iyi biliyoruz, ama beyazsız yazı dizisine yazı dizisi diyemeyiz dedik. :)

Bu hafta ve önümüzdeki sıcak yaz günleri boyunca da en çok kullanacağımız renge bir hoş geldin diyelim o halde... Biliyorsunuz ki hayatımızda kullandığımz her rengin psikolojik veya fiziksel bir etkisi var. Mucize gibiler. Hiç bilmeden çok yoğun kullanılan bir renk ruh halimizi tepe taklak edebildiği gibi tam tersi full enerji de yapabiliyor. Sanıyoruz ki en güzeli, doğru ve tutarlı kullanmak. Ama size önerimiz, sevmediğiniz rengi bile hayatınızda ufacık köşeden de olsa tutturmanız. "Yok ya bir renk o kadar etki edecek mi?" diye sormayın, vallahi ediyor. :) 
Şöyle de düşünebilirsiniz; kışın kasvetli kapkaranlık havalardan güneşli aydınlık zamanlara geçince nasıl da çocuklar kadar şeniz değil mi? İşte her şey bu cevabınızda gizli...

Peki sizler beyazı ve diğer renkleri hangi alanlarda daha çok tercih ediyorsunuz?
Ya da gelin biraz yorumlarda sohbet edelim, 8 hafta boyunca bahsettiğimiz tüm renkler içinde "işte benim rengim" dediğiniz bir renk oldu mu?


Devamını Oku »

1 Haz 2017

Mayıs Ayı Anket Sonucu ve Yeni Anket Duyurusu

Herkeseee sımsıcak bir yaz başlangıcı diliyoruz :)
En sevdiğimiz aylardan vallahi Haziran, ne iyi etti de geldi hoş geldi. Bizse geçtiğimiz ayı oldukça huzurlu, bol etkileşimli, bazı bazı yoğun, ama genel olarak süper ötesi geçirdik. Çiçekler, renkler, bir sürü yeni tanışmalarımızla dolu oldu. Önce anketten bahsedelim, sonra da bu ay içerisinde genel olarak neler planladığımızı konuşalım ne dersiniz?

Biliyorsunuz ki, mayıs ayı bizim için 1.yılı doldurduğumuz zaman dilimiydi ve bir hayli de önemliydi. Bu yüzden yeni yeni şeyler yapmak istedik, tabi fırsattan istifade de bizi nasıl bulduğunuzu sorduk. Yeni yılımızın şerefine mi bilinmez ama, daha da güzelleşen yorumlar ve oylar aldık :) Her zaman böyle, hatta daha fazlasıyla devam etmek dileğiyle :)



















Öncelikle bizi oylayan 24 okurumuza çoook teşekkür ediyoruz. Bizim kendimizi nasıl gördüğümüzden ziyade, sizin bizi nasıl gördüğünüz bizim gözümüzde kat be kat daha değerli.❤
Bizi "adı gibi renkli" sınıfına sokanlara gerçekten diyecek tek cümlemiz; "İyi ki varsınız❤"
Yine diğer, bizi keyifli gören ve farklı bulan okurlarımıza da teşekkür ediyoruz, en kocamanındannn..
Eksikliklerimiz ve geliştirilebilir yönlerimizi fark edenler için her türlü iletişime açığız. Eleştirileriniz, fikirleriniz gerçekten çok önemli. Bizde gelişmeyi ve size daha iyi hale gelmeyi çok isteriz. Lütfen bize yazın:)

Gelelim yeni anketimizin haberine...
Bu ay hatırlayanların bildiği üzere, nisan ayında bir anket sunmuş fakat kodlama hatası sebebiyle silinmesine sebep olmuştuk. Şimdi yine, yeni, yeniden o anket sizlerle.
Evet sizlere soruyoruz:

"Sizin mottonuz ne?"


Herkesin bir mottosu, inandığı bir motivasyon cümlesi illaki vardır. Bizde bunu çok merak ederek, sizlerinkileri öğrenmek istedik:)
Haydi o zaman oylamayaaa :)

Anketler dışında bu ay yine bitmiş olan keşif etkinliğimizi biraz daha farklılaştırarak ayın 15'inde sizlere sunacağız. Facebook sayfası olanlar sıkı durun ve sizde hazırlanın! :)

Yine farklı düşüncelerimiz var, onları da hele bir oturtalım, zaten direkt sizdeyiz :)
O zaman renkli ve musmutlu bir ay daha diliyoruz sizlere. Hoşçakalın❤
Devamını Oku »

28 May 2017

Mayıs Ayında Neler Okuduk?

Herkese Merhabalar hem renkli hem kitap kurdu okuyucularımıız ❤
Küçük bir aradan sonra kaldığımız yerden devam ediyoruz ve bu ay neler okuduğumuza göz atıyoruz. Tabii ki her zamanki gibi hep birlikte :)
Bakalım, bu ay nelerin etkisi altında kalmışız?




Ayın en favorisinden başlayalım...

Küçük Prens...


Hangimizin favorisi değil ki?

Bir  küçük prens'in gözünden aslında var olan dünyayı kıyaslıyoruz. Bir çocuk kitabı kesinlikle değil, bir baş ucu kitabı.

İlk öğrettiği şey;

"Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez."
"İnsanlar bu gerçeği unuttular, sen unutmamalısın. Evcilleştirdiğin şeyden her zaman sen sorumlusun. Gülünden sen sorumlusun." olurken...


Kitabı kaparken de; 
"Okumaktan hiç vazgeçmemen dileğiyle..." yazısı uğurluyor bizi... Tekrar okumamızı öğütler gibi...

Aslında evcilleşmek kelimesine yabancıyız hepimiz çünkü oradaki tilkinin de dediği gibi, tanımaya ayıracak vaktimiz de sabrımız da yok. İstediğimiz her şeyi bir dükkana bir avm'ye girip hazırca yorulmadan alıp çıkıyoruz. Sürekli sosyal medya uğruna sosyalleşiyoruz, gerçek dostlarımızla oturup bir kahvenin muhabbetini yapamıyoruz saatlerce. Çünkü günlerimiz hızlı, acelemiz var her şeye.
Oysa o tilkinin dediği gibi olsa her şey;

"Söz gelimi öğleden sonra saat dörtte gelecek olsan ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. Her geçen dakika mutluluğum artar. Saat dört dedi mi meraktan yerimde duramaz olurum. Mutluluğumun armağanını veririm sana." 

Bizi seven, bizim gelişimizi bekleyen ve iyi tanıyan bize ait biri...

O gezegendeki kırmızı suratlı biri olmayalım biz. "Bir kerecik olsun çiçek koklamamış, hiç yıldız görmemiş, hiç kimseyi sevmemiş. Sayıları toplamaktan başka bir şey yapmamış hayatında." Bütün gün "ciddi bir adamım, önemli bir adamım ben" diyenlerden olmayalım.


Diye Küçük Prens'in kitabını kapatırken, yeni bir sayfa açılıyor gönlümüze...

Tabii ki vazgeçilmez; Kafkaokur...


Ben bu ayın dergideki favori yazısından bahsetmeden önce kısaca bir özetini geçeyim önce. Her zamanki gibi bir yazarı anlatmış bu ay. Hasan Ali Toptaş'ı... Yaklaşık 4 sene önce üniversitedeyken vize sorusu olarak Gölgesizler'ini okumuştum. Aslında çok fazla hatırladığım söylenemez, ama etkilenmiştim. Anlatımından, olay örgüsünden. Detayları ah keşke hatırlayabilsem🙈 İyisi mi bir kez daha okuyayım ben onu :) Dergide de çok güzel bir şekilde yazarın hayatına değinilmiş, zaten her ay farklı bir yazarla/şairle tanışıyor gibi hissetmek ayrı güzel.
Ece Temelkuran'ın öğüdünü size de öneriyorum. 

"Yaz şimdi büyük harflerle.
Devam!
Ağır ağır insan olacaksın.
Yazdıkça daha çok.
Önce bir defter al kendine."


Tahmin edersiniz ki yazmayı çok seven ve yazdıkça daha mutlu olup rahatlayanlar var. Başta da bendeniz Kübra geliyor :) Evde bir sürü defter bekliyor hala, bitirdikçe içim daha bir huzurlu sanki. Her zaman çok konuşmayı değil de, çok yazmayı tercih edenlerden olduğum için sanırım. (Çok konuşmam dedim ama, tabi misal Nisa olunca çenemi kimse kapatamaz o ayrı bir konu :))

Bu ay farklı yazarları gördüm içerikte, Mert Fırat'ta dahil. Çok güzeldi. Yine Ayla Algan röportajı, sıradan röportajlardan aksine daha dikkatimi çekti. Mustafa Silici'nin "İçselleştiremediklerim" anlatısı günümüzün yanlış ilişkileri konusunda vurgu yapıyor. 

Ama en favoriden önceki favorim, Kaan Murat Yanık'ın denemesi oldu "Safderun" adıyla. Bana göre çok güzel ve çok dikkat çekici nokta vuruşları yapan filozofların hikayesi. 

Veee gelelim en iyiye.
Sanırım ben biraz daha duygusalım bu aralar ondan ötürü, favorilerim listesinde 1 numara oldu bilemiyorum ama... 
Her ay ki yazısını severek okuduğum Ezgi Ayvalı, bu ay bir "Açık Mektup" yazmış ki. ENFES!
Sizle hepsini paylaşmak isterdim ama benim içime direk temas eden noktaları seçeceğim. (Hoş onlar da hepsi)

Noktalardan bahsetmeden önce, bu yazıdan neden bu kadar etkilendiğimden söz etmek isterim ama, onda bile dilim dönmeyebilirmiş gibi geliyor. Özetlemem gerekirse; bir adam/kadın düşünün, gülüşüne sevdalanıyorsunuz önce, ama öyle böyle sıradan bir heves gibi değil... Sonra aylarca içinizde taşıyorsunuz, dilinizin ucuna gelenleri söylemeden. Bakışını, konuşmasını sürekli düşüne düşüne, Aylar geçiriyorsunuz bir sevgi sözcüğü bile sarf etmeden, sırf korkupta arkasını dönüp gitmemesi için... O adam/kadın bir bakıyorsunuz ki, en iyi arkadaş, en iyi dost, en iyi sevgili oluvermiş sanki hayatınızda. Bir adı olmadan güzel güzel gülümsüyor öylece. Ve o gülümseme sizin için yeterli, ötesini bile beklemeden... Çünkü varlığını seviyorsunuz. (içinizdeki korkulara rağmen) İşte hikayenin tıkandığı kısım. İşte Ezgi Ayvalı'nın müdahale edip, "sen bunları hissediyorsun" dermiş gibi yazdığı kısım.
Ve kendisine instagram üzerinden ulaşıp o kadar teşekkür ettim ki, tercüman oldu diye. O da o kadar sıcacık bir cevap verdi ki karşılığında; "içinizde kalmasın söyleyin" diyerek, cesaretlendirerek. Buradan da bir gün okursa bilsin ki "iyi ki var!" 
İnsan bazen kendi hissettiklerini kolayca dillendiremiyor, başka birini okuyunca "aynı ben" diyebiliyor. Bu da o misal. Ama siz hikayenin tıkandığı kısımda içinizden geleni yapın, ya söyleyin, ya da hep içinize atın derdim ama cidden atmayın. Bir gün gelince "keşke söyleseydim" diyebileceğiniz hiç bir şey kalmasın. Korkularınıza yenik düşmeden, cesaretle söyleyin. İstemese de ellerinizi tutmasa da hayatınızın merkezinden o duyguları da atarsınız belki. Yeter ki içinizde kalmasın.

Eminim ki merak ettiniz çokça. 

"Bu hayatı boyunca zamanın boşa geçmesiyle savaşmış bir kadının, aylardır tek bir günü özlemesi."


"Bu ne biliyor musun?
Aşkın ne olduğunu unutmuş bir kadının haline şaşkınlığı.
Aşkın ne olduğunu unutmuş bir adamın bu hale kızgınlığı.
Kendimi terbiye edeceğim diyorsun ya, gel. Kendini sevgiyle terbiye et.
Bırak o sıkı sıkı ördüğün duvarların yıkılsınlar."

"Oysa bugün, öyle güzel ki seni sevmek.
Bir başkası yok diyorsun ya, öyleyse gel."


"Gel, hayır diyecek çok şey var, onlarla savaşalım birlikte.
Dost olmayalım. Arkadaş olmayalım. Ruh ikizi hiç olmayalım.
Bırakalım adını meraklıları koysun.
Bu sevginin içinde hepsine yer var, gel.
Kızmayalım, kıskanmayalım. Yormayıp, yorulmayalım.
...
Seyahatler edelim, gel.
Senin üzerinde takım elbisen, benim üzerimde çiçekli elbisem."


"Bu bir teklif, bir çağrı.
Bu bir itiraf. Bir kavuşma umudu.
Hadi şimdi, şu an, her neredeysen kalk gel.
HADİ BE.
Sıkılınca gidersin."


Benim noktalarım bunlardı, neredeyse hepsi demiştim. Kaç kez okuduğumu bilmiyorum, üstelik sadece gözlerimle değil, mırıldanarak, dudaklarımla, kalbimle kaç kez aynı satırlardan geçtim inanın bilmiyorum. Belki bir gün herkes okuduğunda aklına gelen ilk kişiyle de paylaşır bunu. Devamı içinde alın okuyun gerçekten, başka tavsiye veremem sanırım bu konuda. 
Bir de unutmadan öyle güzel ayraçları var ki bu ay derginin... Ayraç hastası bizler için büyük hediye gerçekten❤


Ayın kapanışını ise, bu aya yakışır şekilde yine papatyalı olarak yapalım dedik.
O zaman sıradaki gelsin :)

Papatya Kokulu Hikayeler 🌼


Bir kere bu kitap gerçekten papatya kokuyorrr :)
Aslında bahsedilecek çok şey yok, biliyorsunuz ki bu kitap türevleri çok var kahve.manolya kokulu olanları falan filan :) 
Bir yerlerden duymuş olabileceğiniz, belki de okumuş olabileceğiniz söz ve hikayeler papatya kokulu sayfalar arasında anlatılıyor. Bu kitapta her sözün ayrı anlamı, her hikayenin çıkarılacak bambaşka dersi var şüphesiz, ama en beğenilenlere gelecek olursak;


"Denizin dibinde inciler taşlar karışık bulunurlar, övülecek şeylerde kusur ve yanlışların arasında bulunurlar."
Hz. Mevlana

"Sular yükselince, balıklar karıncaları yer...
Sular çekilince de karıncalar balıkları yer...
Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir...
Çünkü kimin kimi yiyeceğine...
'Suyun akışı' karar verir..."
Eflatun


"Hayatta en büyük zevk, başkasının 'yapamazsın' dediğini yapmaktır."
Walter Bagehot


Hikayelerde kaybolmakta size kalsın diyelim o halde :)
Böylece bir ayı daha yorgun, yoğun ve yine de kitaplarla geçirmiş olduk. Bakalım Haziran'da neler okuyacağız. Ne gibi yenilikler bizimle olacak. Bizi takipte kalın. Bol okumalı aylara, hoşça kalın canlar 📚

Devamını Oku »

22 May 2017

Hayatını Renklendir Yazı Dizisi-7: Mor

Vee geldik gökkuşağının son rengine... Mor'a 💜

Renklerin anlamı çok büyük biliyorsunuz ki, hepsinin, koyu açık her tonun bizde bıraktığı etkiler muazzam! Gökkuşağı gibi başlayalım ve hayatınızı renklendirelim dememizle gökkuşağını an itibariyle tamamlıyoruz. Ama yazı dizisi biter mi sizce? Haayır tabii ki, çünkü bonus bir rengimiz daha var. O da sürpriz olsun :) İsterseniz biraz mor rengin asaletinden bahsederek başlayalım anlatmaya...



Asaletin ve duyguların rengi olan mor üzülerek söylemeliyiz ki bir yandan da hüznün ve melankolinin rengi. Hüznü ve depresyonu çağrıştıran bu renkte, koyu tonlar kullanıldığında sinirlilik durumuna bile sebep olabiliyor. O yüzden çok koyu tonlarından ziyade açık tonlarına ağırlık verilmesi, dinginliğe ve huzura sevk ediyor. Nasıl bu kadar zıt etkiler olabilir değil mi? Ama oluyor işte...
Sadece bunlar değil üstelik, depresyona yaklaştıran bir etkiye sahip olduğu için bağımlıların ve psikolojik etkili sorunu olanların kullanmaması gereken bir renk. Tam tersi olarakta,hormonlara fayda sağladığından beyin hastalığı olanlarda da kullanılması önerilen bir renk. Dekorasyon alanında çok sık kullanılan mor, zihinsel faaliyetlerde konsantrasyon yükseltmesi sebebiyle de çalışma odalarında sıkça kullanılıyor. Yine dikkat çekici, biraz gösterişli ve biraz da tutkunun rengi. Dikkatli kullanmakta fayda var her renkte olduğu gibi :) Özellikle aşk ve hayat konusunda şans arıyorsanız moru deneyebilirsiniz. İlgiyi kendinizde toplayabilir, hatta sevdiceğimizle mor sayesinde güzel bağlar kurabiliriz :)
 Zaten leylak, lavanta gibi mis çiçeklerin içimizi açmasından anlamalıyız ki; doğru tonda mor baya baya mutluluk vaat ediyor. Hem ne gerek var hüzne, depresyona dii mi ama ? :)

O zaman biz hepinize kucak dolusu sevgiler gönderiyor, yazı dizimizin bonusu ile haftaya görüşmek üzere diyoruz :) Hoşçakalın canlar 💁
Devamını Oku »

20 May 2017

30 Şarkı Meydan Okuması / N.'nın Listesi💃

Veee Öneri Makinesi'nin 30 Şarkılık Meydan Okuması'nda ikinci part'a geçtik. Bakalım hangi şarkılar seçilmiş hangi hikayeler ortaya çıkmış :)

#1 Adında Renk Olan Sevdiğin Bir Şarkı


Hande Yener-Kırmızı



#2 Adında Sayı Olan Sevdiğin Bir Şarkı


Teoman-Onyedi


#3 Sana Yazı Hatırlatan Bir Şarkı


Ayna-Akdeniz


Hikayesi: Özel bir hikayesi yok ama, mırıldanması hep hoşuma gitmiştir :)

#4 Sana Unutmak İstediğin Birini Hatırlatan Bir Şarkı

Sertab Erener-Unutursun


Hikayesi: Kendi açımdan değil ama, bu şarkı genelde herkese bir şeyler hatırlatır sanırım.

#5 Yüksek Sesle Dinlenmesi Gereken Bir Şarkı

#6 Sana Dans Etme İsteği Uyandıran Bir Şarkı

5 ve 6 ortak şarkısı olsun madem :)

Hussain Al Jassmi-Boshret Kheir



#7 Yolculukta Dinlenilecek Bir Şarkı


Yeni Türkü-Fırtına



#8 Bağımlılıklar Hakkında Bir Şarkı


Ayla Çelik & Beyazıt Öztürk-Bağdat


Hikayesi: Bağımlılık dendiğinde akla farklı şeyler geliyor ama, bu şarkıyı düşündüm nedense :)

#9 Seni Mutlu Eden Bir Şarkı

Sezen Aksu-Şinanay



#10 Seni Üzen Bir Şarkı

Zülfü Livaneli-Sevda Değil



#11 Dinlemekten Asla Bıkmayacağın Bir Şarkı


Emel Sayın-Rüyalar Gerçek Olsa



#12 Gençliğinden (Ergenliğinden) Bir Şarkı


Faruk K.-Azar Azar



#13 80'lerden Favorin Olan Bir Şarkı


M.F.Ö-Diday Diday Day



#14 Düğününde Çalmasını İstediğin Bir Şarkı


Adem Kılıç-Dilara



#15 Yeniden Yorumlanan (Cover) Bir Şarkı


Tarkan-Uzun İnce Bir Yoldayım



#16 Klasik Müzikten Çok Sevdiğin Bir Şarkı


Antonio Vivaldi-Autumn



#17 Karaokede Düet Yapabileceğin Bir Şarkı


Göksel-Bi Seni Konuşurum



#18 Doğduğun Yıl Çıkan Bir Şarkı


Yonca Evcimik-Abone


#19 Sana Yaşamı Düşündüren Bir Şarkı


Nilüfer-Dünya Dönüyor



#20 Senin İçin Anlamı Büyük Olan Bir Şarkı


Yeni Türkü-Fırtına



#21 Adında İsim Geçen Bir Şarkı


Erkan Oğur-Zeynebim



#22 Seni İleriye Taşıyan Bir Şarkı


Sertab Erener-Hayat Beklemez



#23 Herkesin Dinlemesi Gerektiğini Düşündüğün Bir Şarkı


Orhan Gencebay-Hatasız Kul Olmaz


Hikayesi: Kesinlikle, heresin dinlemesi gereken ve notlar çıkarması gereken bir şarkı.

#24 Dağılmamış Olmasını Dilediğin Gruptan Bir Şarkı


Ayna-Çayımın Şekeri




#25 Artık Hayatta Olmayan Sanatçıdan Bir Şarkı


Barış Manço-Nane Limon Kabuğu



#26 Aşık Olmak İstemene Yol Açan Bir Şarkı


Aydilge-Aşka Gel



#27 Kalbini Kıran Bir Şarkı


Demet Akalın-Affedersin



#28 Sesini Çok Sevdiğin Şarkıcıdan Bir Şarkı


Mustafa Ceceli-Karanfil




#29 Çocukluğundan Hatırladığın Bir Şarkı


Barış Manço-Arkadaşım Eşşek



#30 Sana Seni Anlatan Bir Şarkı

Sertab Erener-Rengarenk



Benim seçimlerim ise bu şekilde oldu. 
Bizim meydan okumalarımız tamamlandı yani anlayacağınız :) 
Kübra'nın listesine bakmak içinse buraya tık tıkk 👈
Devamını Oku »

Translate